Strict Standards: Declaration of ezSQL_mysql::query() should be compatible with ezSQLcore::query() in /home/kpssders/public_html/database/ez_sql_mysql.php on line 263

Strict Standards: Declaration of ezSQL_mysql::escape() should be compatible with ezSQLcore::escape() in /home/kpssders/public_html/database/ez_sql_mysql.php on line 263
Sermaye Piyasası ve Bankalar - KPSS Dersanesi, KPSS Sınavına Hazırlık
Hoşgeldiniz Sayın Ziyaretçi; ÜYE OLUN ya da üye iseniz GİRİŞ YAPIN.
biz-sizi-arayalim
biz-sizi-arayalim
KPSS Genel Kültür
Okul öncesi eğitim vatandaşın cebini yaktı
Okul öncesi eğitim vatandaşın cebini yaktı
Aday öğretmenler il tercihi yapacaklar
Aday öğretmenler il tercihi yapacaklar
Maliye Bakanlığı 25 uzman yardımcısı alacak
Maliye Bakanlığı 25 uzman yardımcısı alacak
2015 ODTÜ Akademik Parsonel Alımı
2015 ODTÜ Akademik Parsonel Alımı

kpss-egitim-setleri
KPSS PRATİK BİLGİLER
KPSS Rehberlik
KPSS Genel Yetenek
KPSS Genel Kültür
KPSS Eğitim Bilimleri
KPSS A Alan Bilgisi
KPSS Deneme Sınavları
KPSS Videolar
Sermaye Piyasası ve Bankalar

reklam

SERMAYE PİYASASI VE BANKALAR

Sermaye piyasası ile para piyasası (bankalar) firmaların fon ihtiyacını karşılamak bakımından paralel bir fonksiyona sahiptir. Bu sebeple, gelişmiş sermaye piyasalarında bankalar piyasanın aktif aracı kurumları arasında sayılır.

Memleketimizde ise sermaye piyasasındaki gelişmelerin zaman zaman banka sektöründe endişeler yarattığı görülür. Sermaye piyasası gelişirse halkın tasarrufları firmalara doğrudan doğruya intikal eder, böylece bankalar devreden çıkmaz mı? Tahvil ve hisse senedi almak isteyenler bankalardan mevduatını çekmez mi?

Önce şunu belirtelim ki, şahısların ceplerinde taşıyabileceklerinden, ya da ticari kuruluşların kasalarında tutabileceklerinden daha büyük para meblağlarının bankacılık sisteminin dışında kalması mümkün değildir. Halk parasını bankadan çekip tahvil ve hisse senetlerine yatırsa bile, bu paraları alanlar yine bankaya yatıracaklardır. Ama bu defa ticari mevduat olarak. Ticari mevduat faizi daima tasarruf mevduatından, özellikle vadeli mevduattan düşük olduğuna göre, bankacılık sisteminin bu dönüşümden karlı çıkacağı bile söylenebilir. Burada asıl mesele bir bankadan çekilen paranın ticari mevduata dönüşmüş olarak hangi bankaya geleceğidir. Hatta, aynı bankaya geri gelse bile hangi şubeye döneceğidir. Bundan kuşku duyan bankacılar ve şube müdürleri menkul kıymetleri kendileri için rakip olarak görmüşlerdir. Kendinden emin olan bankaların ise sermaye piyasasının gelişmesine katkıda bulundukları görülmektedir.

Bankaların sermaye piyasasındaki faaliyeti yatırım ve kalkınma bankaları ile ticaret ve mevduat bankaları olmak üzere iki kategoride toplanır. Ancak, mevduat veya ticaret bankacılığının sadece para piyasasında faaliyet gösteren mali kurumlar olduğu görüşü artık değişmiştir. Mevduat bankaları da bugün bütün dünyada yatırım ve kalkınma bankalarının konularında faaliyet gösteren ve sermaye piyasasında hizmet veren kurumlar haline gelmişlerdir. Ülkemizde de mevduat bankaları eskiden beri sanayi kuruluşlarına iştirak etmiş, bu kuruluşların tahvil ve hisse senedi ihracına aracılık yapmışlar, gereğinde tahvillere garanti vermişlerdir. Ancak bankalarımız bunun dışında, ikinci el hisse senedi ve tahvil alım satım, undertwriting işlemleri ve önce iştirak edip sonra hisselerin halka açma gibi işlemlere itibar etmemişlerdir. Mevduat bankalarımızın sermaye piyasasında aktif rolü daha ziyade yatırım ve kalkınma bankaları oynamıştır.

Yatırım ve kalkınma bankalarının kaynakları zaten uzun vadeli fonlara dayalıdır. Mevduat bankalarının kaynakları ise kısa vadeli fonlardan gelmektedir. Dolayısıyla, mevduat bankaları sermaye piyasasında faaliyet göstermekle kısa vadeli fonları uzun vadeli fonlara çevirmiş olurlar ki, böylece hem sanayinin hem de sermaye piyasasının gelişmesine yardımcı olmuş olurlar.

Gerek yatırım ve kalkınma bankaları, gerekse mevduat bankaları, sermaye piyasasında aktif rol oynayabilecek şekilde teşkilatlandıkları takdirde, ileride “Sermaye Piyasasında Aracı Kuruluşlar” bahsinde ele alacağımız her türlü aracılık hizmetlerini yapabilecekleri gibi, yeni kurulan sanayi şirketlerine kuruluştan iştirak etmek ve bu şirketler kara geçtiklerinde portföyünde bulunan hisse senetlerinin bir bölümünü halka satmak suretiyle hem bu şirketlere kuruluşta bir avans gibi yatırdıkları sermayenin geri dönmesini ve başka yeni kuruluşlara kullandırılmasını sağlarlar, hem de halkın çekinmeden güven içinde satın alabileceği kara geçmiş şirket hisse senetlerini halka ve sermaye piyasasına kazandırmış olurlar. Tabii ki bankalar bu işten kar da sağlayacaktır. Yeni bir anonim şirketin hisse senetlerini nominal değerden ortaklara verilir. Oysa şirket kara geçtiği zaman bu hisse senetleri prim yapacaktır. Banka da bunları halka piyasa değeri üzerinden, yani primli fiyatla satacaktır. Böylece o şirketin kuruluşu ile kara geçişi arasındaki 3 - 5 yıllık süre içinde bağladığı sermayenin nemasını da almış olacaktır. Esasen, gelişmekte olan ülkelerde yeni kurulan şirketlerin akibeti belli olmadığı için, halkın yeni kurulan şirketlere kuruluşta ortak olması sakıncalı olmayan halk ortaklarını hayal kırıklığına uğratmakta bu da sermaye piyasasının aleyhine olmaktadır.
Son yıllarda başarılı sonuç veren “bir banka + bir holding + halk ortakları” formülü Türkiye için geçerlidir. Burada, holding yatırım ve yönetim sorumluluğunu, banka da ileri de halka açılacak kısım için geçici finansman yükünü üzerine aldığından , halk için çok daha güvenceli bir yatırım imkanı ortaya çıkmaktadır. Böylece bankalar bu geçici ortaklık rolünü birer döner sermaye şeklinde oynayarak peşpeşe pek çok sanayi kuruluşunu ülke ekonomisine ve sermaye piyasasına kazandırabilirler. Tabi ki , şirket kara geçtiği zaman halka açılacak hisse senetlerinin yapacağı prim bankanın kuruluşta koyduğu sermayenin faizini karşılar mı, bu da bankanın riskidir. İyi hesaplanması , iyi bir fizibilite araştırmasına dayanması ve yeni kuruluşun faaliyetlerinin çok yakından murakabe edilmesi gerekir. Bu sebeple bu tip yatırımlara risk sermayesi yatırımı (venture capital investment) denilmektedir.

Amatör yatırımcı açısından , kara geçmiş şirket hisse senedini 1000 lira yerine 2000 liradan almak yeni kuruluştan nominal fiyatla hisse almaktan her halükarda daha iyidir.
 


Etiketler : sermaye piyasası ve bankalar

KPSS A

Facebook Yorumlar