Hoşgeldiniz Sayın Ziyaretçi; ÜYE OLUN ya da üye iseniz GİRİŞ YAPIN.
biz-sizi-arayalim
biz-sizi-arayalim
KPSS Eğitim Seti
Okul öncesi eğitim vatandaşın cebini yaktı
Okul öncesi eğitim vatandaşın cebini yaktı
Aday öğretmenler il tercihi yapacaklar
Aday öğretmenler il tercihi yapacaklar
Maliye Bakanlığı 25 uzman yardımcısı alacak
Maliye Bakanlığı 25 uzman yardımcısı alacak
2015 ODTÜ Akademik Parsonel Alımı
2015 ODTÜ Akademik Parsonel Alımı

kpss-egitim-setleri
KPSS PRATİK BİLGİLER
KPSS Rehberlik
KPSS Genel Yetenek
KPSS Genel Kültür
KPSS Eğitim Bilimleri
KPSS A Alan Bilgisi
KPSS Deneme Sınavları
KPSS Videolar
Kpss Eğitim Bilimleri Deneme Soruları Çözümleri - 8

reklam

Kpss Eğitim Bilimleri Deneme Soruları - 8 Cevaplar

 

1.Küçük Seda'nın çıngırağı sallama davranışını sürdürmesi edimsel koşullanmanın sonucudur. Çünkü Seda önce çıngırağı sallamış ve karşılığında çevresinden onay almıştır. Yani olumlu olarak pekiştirilmiştir. Bunun sonucunda da davranış sıklığı artmıştır.


Cevap: C

2. Edimsel koşullanmaya göre, Seda'nın ablasının olmadığı zamanlarda yatağını toplamaması;
sönmedir. Çünkü Seda'da abla yokken davranış ortadan kalkmıştır. Seda'nın yarıyıl tatilinde ablası eve geldiğinde tekrar odasını toplaması ise kendiliğinden geri gelmedir. Sönme bir davranışın pekiştirilmemesi sonucu ortadan kalkmasıdır. Ortadan kalkan davranışın uyarıcısıyla karşılaştığında tekrar gösterilmesi ise kendiliğinden geri gelmedir. Kaçınma koşullanması; itici uyarıcıyla karşılaşmamak için uyarı ortama girmeden uzak durmaktır. Üst düzey koşullanma bir koşullu uyarıcının etkisinden yararlanarak nötr durumdaki bir uyarıcıya karşı da tepki vermeyi öğrenmektir. Gölgeleme; iki uyarıcıdan daha belirgin, bariz olana tepki vermektir.

Cevap: E


3. Edimsel koşullanma ilkelerine göre, trafikte stres zorlanmalarını yaşayan bir bireyin bunu yaşamamak için otobüs, metro gibi toplu taşım araçlarını tercih etmesi stresle başa çıkmada kaçınma koşullanmasına örnektir. Birey toplu taşıma araçlarını tercih ederek kendisi için rahatsızlık yaratan yani itici uyarıcı olan durum ya da ortamlardan kaçınmaktadır. Kaçınma koşullanması; organizmanın rahatsızlık, korku, stres yaratan itici uyarıcılardan uzak durması, onlarla hiç karşılaşmamasıdır. Olumsuz durumlardan uzak durulduğu için olumsuz olarak pekiştirme sağlar ve etkili bir öğrenmeye yol açar. Batıl davranış, davranış ile sonucu arasında hiçbir ilişkinin olmadığı, tesadüfi pekiştirme sonucunda oluşan yanlış bir öğrenmedir. Kademeli yaklaşma, hedef bir davranışın küçük tepki basamaklarına ayrılarak küçük adımlarla her adımda pekiştirme sağlanarak organizmaya kazandırılmasıdır. Karşı koşullanma, var olan bir koşullanmanın tam tersi bir koşullanma durumunun yaratılmasıdır. Garcia etkisi ise bir tada karşı olumsuz bir koşullanmadır. Uyarıcıyla tepki arasında yakın bir zaman olmasa bile koşullanmanın olabileceğini göstermektedir.


Cevap: A

4. Selen Hanım'ın aynı markadan olursa kendisine verilen arabayı kolaylıkla sürebilmesi olumlu aktarma, başka bir marka arabayı sürmeyi öğrenmesinin uzun zaman alması olumsuz aktarmaya örnektir. Olumlu aktarma, elde edilen bir öğrenmenin elde edilecek yeni bir öğrenmeyi desteklemesi, kolaylaştırmasıdır. Olumsuz aktarma ise var olan bir öğrenmenin yeni elde edilecek bir öğrenmeyi alışkanlık çatışması nedeniyle zorlaştırması, öğrenilmesini engellemesi ya da öğrenilmesinin uzun zaman almasına yol açmasıdır. Olumsuz aktarmanın en büyük çel diricisi ket vurma ya da bozucu etkidir. Ket vurma ya da bozucu etki elde edilmiş iki öğrenmenin birbirine karışması, unutmaya yol açması ya da öğrenmelerden birisinin diğerini unutturmasıdır. Yani ket vurmada iki ya da daha fazla sayıda öğrenme vardır ve bunlar birbirine karışmaktadır. Aktarmada ise henüz daha ikinci bir öğrenme elde edilmemiştir. Ket vurma ileriye doğru yani ilk elde edilen öğrenmenin kendisinden sonra elde edilmiş bir öğrenmeyi bozması şeklinde olabileceği gibi, geriye doğru yani sonradan elde edilen öğrenmenin kendisinden önce elde edilen öğrenmeyi karıştırıp, bozması şeklinde de olabilir. Biliş haritası elde ettiğimiz öğrenmelerin zihnimizdeki haritasıdır. Çevreye ilişkin bilişsel şemalarımızdır, haritalarımızda.


5. Hababam Sınıfı öğrencilerinin yeni öğretmeni öğrenci zannetmeleri ve öğrenci gibi davranmaları davranışçı yaklaşıma göre genellemeye örnektir. Çünkü öğrenciler daha önce koşullandıkları öğrenci tanımına benzeyen öğretmeni öğrenci zannetmişler ve davranışları da buna uygun şekilde olmuştur. Genelleme koşullanılan uyarıcıların benzerlerine de aynı tepkinin verilmesidir. Uyarıcılar arasında benzerlik ne kadar çok olursa genelleme ihtimali o kadar artar. Ayırt etme, genellemenin tersidir. Sadece koşullanılan uyarıcıya tepki verirken benzer olsalar da diğer uyarıcılara tepki vermemektir. Dereceli koşullanma, koşullu bir uyarıcının etkisinden yararlanarak nötr durumdaki bir uyarıcıya da tepki vermektir. Davranışta kontrast, bir davranışın gücünün ve çeşitliliğinin pekiştirilmeyen durumda azalırken, pekiştirildiği durumda daha da artış göstermesidir. Karşı koşullanma, sahip olunan koşullanmanın tam tersi bir koşullanma oluşturma durumudur.


Cevap: B


6. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerle anne ve babalarının politik ve dini tutumları arasında yüksek bir benzerlik olduğunun görülmesi sosyal öğrenme kuramının görüşlerini desteklemektedir. Sosyal öğrenme kuramı öğrenmelerin model alma, gözlem ya da taklit gibi stratejilerin kullanılarak doğrudan öğrenenin değil bir modelin davranış sonuçlarına göre oluştuğunu savunmaktadır. Bu araştırmada da görüldüğü gibi öğrencilerin görüşleriyle model durumundaki anne ve babalarının görüşleri örtüşmektedir. Bu da, bu öğrenmelerde model almanın bir etken olduğunu göstermektedir. Tepkisel koşullanma, daha önce tepki verilmeyen nötr bir uyarıcıya koşulsuz bir uyarıcıyla ilişkilendirilerek tepki vermeyi öğrenmektir. Edimsel koşullanma, organizmanın kendi davranış sonuçlarına göre oluşan bir öğrenmedir. Gestalt kuramı öğrenmenin kavrama yoluyla oluştuğunu savunur. Bilgi işleme kuramı, öğrenmede uyarıcıların dış dünyadan alınması, algılanması, işlenmesi ve geri getirilmesi süreçleri üzerinde durur.


Cevap: D



7. Öğrencilerin pekiştirilmemeleri nedeniyle matematik dersine katılımları azalırken, pekiştirilme leri nedeniyle psikoloji dersine katılımlarının artışı edimsel koşullanma ilkelerine göre davranışta kontrasta örnektir. Davranış pekiştirilmediği durumda azalmış ancak pekiştirildiği durumda her zaman olduğundan daha da artma eğilimine girmiştir. Burada bir ayırt etme söz konusudur.


Cevap: A

8. Birinci gruptaki öğrencilere öğrenmelerinin ne kadarının hatalı ne kadarının hatasız olduğuna dair düzenli bilgiler verilmesi geribildirimdir. Bu sayede öğrenme düzeyleri ve sonuçları hakkında bilgi sahibi olan öğrencilerin başarı düzeyleri de artış göstermiştir. Geribildirim, öğrenmede bir yöntem olup öğrenme sürecini olumlu şekilde etkilemektedir. Geribildirim sonuçlar bilgisi demektir. Anlamsal çağrışım; öğrenme malzemeleri, uyaranlar arasında zihinsel çağrışım bağları oluşması demektir. Aralıklı çalışma; düzenli, sistemli planlı çalışmaktır. Kavramsal gruplandırma, öğrenme malzemesinin birbiriyle ilişkili olan kavramlarının gruplandırılarak düzenlenmesidir. Genel uyarılmışlık hali öğrenme için tetikte olma, duyarlılık hali, bir uyarıcının diğer uyarıcılar arasından ayırt edilmesi anlamındadır.


9. Yapılan deneysel çalışmada deneklerin çok büyük bir bölümünün birinci listedeki isimleri sıralarken, ikinci listedeki isimleri hatırlamada zorlanmaları ileriye bozucu etki (ileriye ket vurma) olarak adlandırılır. Görüldüğü gibi denekler her iki öğrenmeyi de elde etmişlerdir.
Ancak elde ettikleri ilk öğrenme ikinci öğrenmenin hatırlanmasını zorlaştırmış, engellemiştir.
Bu duruma ileriye ket vurma ya da ileriye bozucu etki adı verilir. Eğer denekler ilk listedeki isimleri hatırlamakta zorlansalardı, bozucu etkinin yönü yani ket vurma geriye doğru olacaktı.
Ket vurma ve olumsuz aktarma sorularında dikkat edilmesi gereken nokta olumsuz aktarmada henüz ikinci bir öğrenmenin olmadığı ve var olan öğrenmenin diğerinin elde edilmesini zorlaştırması, ket vurmada ise iki öğrenmenin de var olduğu ve bunların birbirlerine karıştığıdır. Yani aktarma öğrenmeyle ilgili bir sorun iken, ket vurma hatırlamayla ilgili bir sorundur.


Cevap: D


10. İkinci gruptakilerin problemi çözmeleri kavrama yoluyla öğrenmeye örnektir. Çünkü ikinci gruptakiler ellerindeki malzemeleri biraz inceledikten sonra çözümü aniden zihinlerinde üretmişler ve problemi çözmüşlerdir. Yani çözüme zihinsel olarak ulaşmışlardır. Kavrama yoluyla öğrenme; problemi oluşturan parçalar arasındaki ilişkileri inceleme, zihinsel sınama yanılmalar yapma, bunun sonucunda oluşan ani ve tam bir kavrayıştır. Ezbere dayanmamaktadır. Sonuca birey kendisi ulaşmaktadır. Bu nedenle kalıcı ve benzer durumlara transferi kolaydır.
Uzun süre hatırlanır. Yaratıcılığı gerektirir.

Cevap:C
11. Birinci gruptaki deneklerin problemi çözme yolu sınama yanılmanın sonucudur. Bu gruptakiler ellerindeki ipuçlarını değerlendirmek yerine bazı davranışları denemişler ve rastgele bir şekilde sonuca ulaşmışlardır. Bu yolla problem çözümünde birey problemle sonucu arasındaki ilişkileri inceleyip zihinsel bir şekilde çözüme ulaşmak yerine, problemi çözene kadar bazı davranışları sergilemiş, uyanı sürdürürken uymayanı eleyerek çözüme ulaşmışlardır. Bu yolla elde edilen öğrenmeler deneme yanılma yoluyla öğrenme adı verilir.


Cevap: A


12. Birinci gruptakilerin mukavva kutuları mum altlığı olarak düşünememeleri işleve takılma olarak adlandırılır. İşleve takılma, yaratıcı düşüncenin önündeki engellerden birisi olup, nesneleri bir problem çözümünde sadece gerçek işlevleriyle düşünmek, başka bir amaçla kullanmayı akıl edememektir. Örnekte görüldüğü gibi ilk gruptakiler kutuları sadece içine bir şey konan, taşımakta kullanılan bir araç olarak düşünerek gerçek işlevine takılmışlar ve başka bir amaçla değerlendirmeyi akıl edememişlerdir. Algısal set oluşturma; insanları, olayları ve durumları kendi önyargılarına göre değerlendirme eğilimidir. Öncelik etkisi, elde edilen bir öğrenme dizini içinden başta elde edilenlerin daha iyi hatırlanması; sonralık etkisi, elde edilen bir öğrenme dizini içinden sonradan elde edilenlerin daha iyi hatırlanmasıdır.


Cevap: E


13. Gizil öğrenme, belirgin bir pekiştireç olmadan ve farkında olmadan elde edilen bir öğrenmedir. Öğrenme olduğunun farkına performansa dönüştükten sonra varılır. Tolman tarafından ortaya konulan bir öğrenme yoludur. Amaçlı davranışçılık ya da işaret gestalt kurama ait bir kavramdır.


Cevap: E


14. Sosyal öğrenme kuramına göre, Serap'ın ablasından kendisini de eylemlere götürmesini istemekten vazgeçmesi dolaylı cezanın sonucudur. Sosyal öğrenme kuramına göre öğrenmeler dolaylı yolla yani bir modelin davranışlarının sonuçlarına göre elde edilir. Örnekte de görüldüğü gibi ablanın bir davranışı kendisi için olumsuz bir sonuç yaratmış, bu durumu zihinsel olarak işleyen Serap, kendisi bir yaşantı geçirmediği halde ablasının davranış sonuçlarının cezayla karşılaşması sonucu “Eğer bu eylemlere katılırsam ben de cezalandırılırım.” öngörüsüyle kendisini de bu eylemlere götürmesini istemekten vazgeçmiştir. Aralıklı pekiştirme, organizmanın her davranışının ya da her an pekiştirilmesinin yerine zaman zaman ya da belli davranışlarının pekiştirilmesidir.


Cevap: D

15. Edimsel koşullanma ilkelerine göre çalışanların işe zamanında gelmeleri olumsuz pekiştirmenin sonucudur. Olumsuz pekiştirme, istendik davranışı sergileyerek itici bir uyarıcıdan ve onun yaratacağı sonuçlardan uzak durmak demektir. Bu şekilde istenilen davranış artış gösterir. Bunun sonucunda organizma ortamdan olumsuz bir durumun çıkmasını ya da hiç girmemesini sağlar. Olumlu pekiştirme ise istendik davranışın ardından ortama hoşa giden bir uyarıcının ya da sonucun girmesidir. Bu da istendik davranışın artışını sağlar. Ceza ise istenmeyen bir davranışın ardından ortama giren istenmeyen bir uyarıcı ya da sonuç nedeniyle istenmeyen davranışın azalmasıdır. Olumsuz pekiştirme sorularıyla ceza sorularının çözülmesinde dikkat edilmesi gereken nokta budur. Yani davranış bir istenmeyen durumdan kaçmak için yapılıyor ve bu şekilde istenen davranış artıyorsa bu olumsuz pekiştirmenin sonucudur. Eğer davranış azalıyorsa bu cezanın sonucudur.


Cevap: B


16. Öğrencilerin müdür yardımcısından da çekinmeye başlamaları ikincil dereceden koşullanmaya örnektir. Öğrenciler önce müdürle yaşadıkları olumsuz bir durum nedeniyle ondan korkmaya başlamışlardır. Yani müdür koşullu bir uyarıcı olmuştur. Ardından müdür yardımcısı ile müdür yan yana gelmiş (bitişiklik) ve nötr uyarıcı durumundaki müdür yardımcısından da çekinmeye başlamışlardır. Bu şekilde oluşan bir koşullu uyarıcıyla nötr uyarıcı eşleşmesi sonucu ortaya çıkan koşullanmalara ikincil dereceden koşullanma adı verilir. İkinci koşullanmada ilk koşullu uyarıcı koşulsuz uyarıcının yerini almıştır.


Cevap: A



17.’’Pekiştireç denildiğinde genellikle organizmanın ortaya koyduğu tepkinin sonucu olarak elde ettiği yiyecek, aferin, oyuncak, not gibi bir uyarıcı akla gelir. Oysa Premack gibi bazı kuramcılara göre edimsel koşullanmada tepki bir uyaran tarafından değil, aslında başka bir tepki tarafından pekiştirilmektedir. Örneğin bir çocuk için uyaran çikolata ise ilgili tepki çikolatayı yeme davranışıdır. Dolayısıyla asıl pekiştireç çikolata değil çikolatayı yemektir.” ifadesi Premack ilkesini tanımlamaktadır. Premack ilkesine göre yapılan pekiştirmelerde pekiştireç bir uyarıcı değil bir faaliyettir. Organizmanın pekiştirilmesinde yapmayı çok istediği bir faaliyet, yapmayı daha az tercih edeceği bir faaliyeti yaptırmak için pekiştireç olarak kullanılır. Sembolik pekiştirmede ise organizmaya bir davranışı karşılığından doğrudan pekiştireci vermek yerine, pe kiştirece götürecek davranışları yapması, bunların karşılığında çeşitli simgeleri toplaması ve sonunda bu simgelerin gerçek pekiştireçle değiştirilmesi esastır. Crespi etkisi, davranış sonucunda verilen pekiştirecin büyüklüğünün artmasıyla dürtünün azalması ve tepki miktarının daha da artmasıdır.


Cevap: B


18.Gülşah Hanım'ın davranışları değişken aralıklı pekiştirmeye örnektir. Örnekte görüldüğü gibi Gülşah Hanım öğrencilere hiç beklemedikleri anlarda pekiştireç vermektedir. Bu şekilde yapılan, yani pekiştirecin ne zaman verileceğinin baştan belli olmadığı uygulamalara değişken aralıklı pekiştirme denir. Pekiştirecin ne zaman verileceğinin belli olduğu uygulamalara sabit aralıklı pekiştirme denir. Pekiştirecin geleceği zamana doğru organizmanın tepkileri artar ancak pekiştireç elde ettikten sonra azalmaya yönelir. Sürekli pekiştirme, her doğru davranışın pekiştirilmesidir. Davranışın çabuk yerleşmesini sağlar. Ancak organizma sürekli pekiştireç bekleyeceği için pekiştirme kalkınca çabuk sönmeye yol açar. Oranlı pekiştirmelerde davranışın sayısı dikkate alınır. Sabit oranlı pekiştirmede kaçıncı davranışın pekiştirileceği baştan bellidir. Değişen oranlıda ise organizma kaçıncı davranışının pekiştirileceğini önceden bilemez. Bu nedenle de davranışı sürekli tekrarlar ve en kalıcı öğrenmeleri sağlar.


Cevap: E


19.Temel koşullama ilkeleri çerçevesinde son aşamada, fareler yiyecek almak için kola basarken ortama ışık verildiğinde, deneyin ilk aşamasında koşullama yaratmış olan zil sesi, ikinci aşamada ışığa karşı koşullanmayı engelleyeceğinden dolayı ışık koşullu bir uyarıcı haline gelemeyecek ve daha sonra ortama ışık verilse de fareler kola basma davranışını sürdüreceklerdir. Yani ışık koşullu bir uyarıcı olmayacaktır. Bu duruma engelleme adı verilir. Engelleme, nötr uyarıcının ilk koşullu uyarıcı ve koşulsuz uyarıcının da olduğu bir durumda verildiğinde, nötr uyarıcının koşullu uyarıcı haline gelememesidir. Yani koşullu uyarıcının nötr uyarıcıya engel olmasıdır. Çünkü eğer nötr durumdaki bir uyarıcı, koşullandırılmak üzere koşullu uyarıcı ve koşulsuz uyarıcının bir arada olduğu bir düzenekte sunulursa, organizma koşulsuz uyarıcının verilme gerekçesini koşullandığı uyarıcı olarak algılayacağından, nötr uyarıcıyla aralarında bir bağ kuramayacaktır. Bu şekilde nötr uyarıcı koşullu uyarıcı haline gelemez. Buna engelleme adı verilir.


Cevap: D


20.Davranışın sürdürülmesinin sağlanmasında sürekli aynı pekiştirecin kullanılmamasının nedeni pekiştirece alışmanın önlenmesidir. Çünkü bir organizmanın davranışlarının sürdürülmesini sağlamak amacıyla sürekli olarak aynı pekiştireç kullanılırsa bir süre sonra bir organizmada bu uyarıcıya karşı bir alışma oluşur ve pekiştireç etkisini kaybeder. Bu nedenle pekştirme lerde sürekli aynı pekiştireçleri vermekten kaçınılmalıdır.
Davranışçı öğrenme kuramlarına göre; davranış organizma için olumlu bir sonuç sağlarsa sürer, öğrenme uyarıcıyla tepki arasında kurulan bir bağdır, organizma bir uyaran karşısında verdiği tepkiyi başka bir zaman karşılaştığında tekrarlar ve davranışlar uzun süre pekiştiril mezse sıklığı azalır veya söner. Ancak ceza uyarıcıyla tepki arasındaki bağı söndürmez. Sadece davranışı baskılar, erteletir ya da sıklığının azalmasına yol açar. Ceza neyin yanlış olduğunu öğretir, ancak neyin doğru olduğunu göstermez.


Cevap: C


Etiketler : kpss eğitim bilimleri deneme soruları Çözümleri - 8

KPSS A

Facebook Yorumlar

KPSS Lise