Hoşgeldiniz Sayın Ziyaretçi; ÜYE OLUN ya da üye iseniz GİRİŞ YAPIN.
biz-sizi-arayalim
biz-sizi-arayalim
Yabancı Dil Eğitim Seti
Okul öncesi eğitim vatandaşın cebini yaktı
Okul öncesi eğitim vatandaşın cebini yaktı
Aday öğretmenler il tercihi yapacaklar
Aday öğretmenler il tercihi yapacaklar
Maliye Bakanlığı 25 uzman yardımcısı alacak
Maliye Bakanlığı 25 uzman yardımcısı alacak
2015 ODTÜ Akademik Parsonel Alımı
2015 ODTÜ Akademik Parsonel Alımı

kpss-egitim-setleri
KPSS PRATİK BİLGİLER
KPSS Rehberlik
KPSS Genel Yetenek
KPSS Genel Kültür
KPSS Eğitim Bilimleri
KPSS A Alan Bilgisi
KPSS Deneme Sınavları
KPSS Videolar
Kpss Eğitim Bilimleri Deneme Soruları - 3 Cevapları

reklam

Kpss Eğitim Bilimleri Deneme Soruları - 3 Cevapları

 

 

 

1.İsaacson’un yaklaşımına göre uyanış dönemi olarak kabul edilen ve okul öncesiyle ilköğretimin ilk kademesine denk gelen 5 12 yaşları arasındaki çocuğun mesleki gelişim özellikleri düşünüldüğünde; kişisel nitelikleri ile meslekler arasındaki ilişkileri anlamaya başlaması, meslekleri keşfetmeye ve tanımaya başlaması, okul ve ev yaşamının dışındaki çalışma dünyasının farkına varması ve iş yaşamı ve çalışmaya ilişkin olumlu tutumlar geliştirmeye başlaması uygun mesleki gelişim görevleridir. Ancak bu dönem içindeki bir çocuğun kararlarını uygulanabilirlik ve kendine uygunluk açısından gerçekçi olarak değerlendirebilmesi beklenemez. Bu beklenti çocuğun olgunlaşma düzeyine uygun bir hedef olamaz. Cevap A
Alev Öğretmenin öğrencilerini tanımakta kullandığı bireyi tanıma tekniği rol dağıtım tekniğidir. Rol dağıtım tekniğinde çeşitli rollerin yer aldığı bir öykü anlatılır ve sınıfındaki kişilerden hangilerinin bu rollere uygun olduğu sorulur. Öğrenciler bu rollere uygun arkadaşlarını ya da kendilerini bu rollerin karşısına yazarak birbirleriyle ilgili algılarını ortaya koymuş olurlar. Sosyometrik bir tekniktir. Sosyometri de sosyometrik bir teknik olup yine bir grup içindeki bireylerin davranış örüntülerini, birbirlerini ne mesafede gördüklerini ortaya çıkarmaya yardımcı olur. Bibliyoterapi kitap yardımıyla bireyin kendisini tanımasına ve değerlendirmesine yardımcı olma tekniğidir. Kimdir bu tekniğinde öğrencilere çeşitli özellikler verilir ve ardından bu özelliklerin kime uygun olduğu sorulur. Öğrenci bu özelliklerin karşısına kendisi de dahil uygun gördüğü arkadaşlarının adını yazar.


Cevap E


2.Otobiyografi öğrencinin yazılı olarak kendisini anlattığı bir tekniktir. Amaç bireyin davranışlarının gerisinde bulunan ihtiyaçları ve tutumları tespit etmektir. Öğrenci otobiyografide hayatının belirli zamanlarındaki kendi önem vurgusu hakkında bilgi verir. Bu anlatım sırasında olaylara karşı tutumunu, bunların oluşmasında rol oynayan geçmiş olaylara ve kişilere verdiği önemi yansıtır. Otobiyografi uygulamasında öğrenciye verdiği bilginin gizli kalacağı söylenmelidir, öğrenci okula alıştıktan sonra yazdırılmalıdır, subjektif bir uygulama olduğundan elde edilen bilgiler diğer araçlarla elde edilen bilgilerle birlikte değerlendirilmelidir ve öğrenciye istediğinde otobiyografide belirtilen herhangi bir problemi için serbestçe görüşme fırsatı verilmelidir. Otobiyografide birey kendisini anlattığı için öğrencilerin birbirlerini tanımasını beklemek şart değildir.


Cevap C


3. Kaplumbağa bir çatışma durumunda isteklerden ve ilişkilerden vazgeçmek, geri çekilmek şeklinde bir çatışma çözme tekniğidir. Bu tekniğin elde edilecek ödüller çok yüksek değilse ve kaybedilecek bir şey yoksa, çatışmayı ele alacak zaman yoksa, ortam uygun değilse, daha önemli sorunların baskısı hissediliyorsa, kişi çıkarlarının gözetileceğine dair hiçbir umut ışığı göremiyorsa, çok öfkeli bir kişiyle karşı karşıya gelinirse, kişi tam olarak hazır değil, bilgi edinmeye ve düşünmeye ihtiyaç duyuyorsa, duygusal olarak çok fazla yüklüyse ve çevresindeki diğer kişiler çatışmayı daha başarılı bir biçimde çözebileceklerse kullanılması uygun olur. Önemli bir sorun için uygun çözümlere ulaşılmak isteniyorsa, çatışma yaşayan kişilerin arasında büyük bir güven duygusu olduğunda, karmaşık bir sorun için geçici bir çözüme ulaşmak gerektiğinde ve sorunun kişi için değil, ama diğer kişi için çok önemli olduğunda diğer çatışma tekniklerinin kullanılması daha uygundur.


Cevap E


4.On birinci sınıfların rehber öğretmeni Aslı Hanım’ın uyguladığı otobiyografide hayattan bıktığını, anne ve babasının kendisini hiç anlamadığını, derslerinde yaşadığı başarısızlığın sürekli bir hayal kırıklığı yarattığını ve kendisini bu dünyada çaresiz ve yalnız hissettiğini yazdığını okuduktan sonra öncelikle öğrenciyle görüşüp yazdıklarının altında yatan nedenleri ve hissettiklerinin kendisi için yarattığı anlamları anlamaya çalışması ve buna göre öğrenciye nasıl yardımcı olunacağını planlaması ve kararlaştırması daha doğru olur. Çünkü bir problemin ele alınış basamakları düşünüldüğünde ilk adım tüm ayrıntılarıyla problemin anlaşılmasıdır. Öğrenci her ne kadar otobiyografisinde bazı sorunlardan söz ediyor görünse de yazdıkları subjektif bir değerlendirmeyi içerdiğinden ve sadece yazdıkları kadarıyla kendisini anlattığından öğrenci hakkında daha detaylı bilgi edinmek amacıyla en uygun yol öncelikle onunla görüşmek daha doğru bir adım olacaktır.


Cevap B


5. Hacer Öğretmen öğrencilere ve ailelerine öğrencilerin verimli ders çalışma ve sınava doğru hazırlanma becerileri edinmesini amaçladığı için sağladığı hizmet rehberliğin eğitsel problem alanıyla doğrudan ilişkilidir. Öğrencinin akademik başarısını amaçlamaktadır. Mesleki problem alanı bireylerin mesleki gelişim ve bir meslek seçme süreçlerini ele alır. Kişisel ve sosyal alan bireylerin benlikleriyle ve sosyal çevreleriyle ilişkilerine ilişkin problemleri kapsar. Aileyle ilişkiler ise bir problem alanı değil okullarda sunulan bir hizmet türüdür.


Cevap A


6. Hacer Öğretmen’in öğrencilerine uzman aracılığıyla sağladığı hizmet bilgi toplama ve yayma hizmetidir. Bilgi toplama ve yayma hizmeti öğrencilerin ihtiyacı olan çeşitli konularda değişik yollarla onların gelişimlerine veya sorunlarını çözmelerine yardımcı olacak bilgilerin toplanması ve yine afiş, broşür, mektup, internet, gazete, okul panoları veya uzmanların seminer veya konferansları gibi çeşitli yollarla bireylere ulaştırılmasıdır. Yöneltme ve yerleştirme hizmeti öğrencinin bir alana, derse, okula, bölüme, mesleğe yöneltilmesi ve yerleştirilmesidir. Müşavirlik öğrencinin gelişimine katkısı olacak öğrenciyle ilgili herkese doğru yaklaşım ve anlayışları kazandıracak rehberlik hizmetidir. İzleme verilen bir hizmet sonrası hizmetin yarattığı etki ve sonuçların takibidir. Yardım almaya yönlendirme ise öğrencinin daha üst düzeyde yardım almasının gerektiği durumlarda öğrencinin başka birisine ya da kuruma yardım almaya yöneltilmesi, sevk edilmesidir.


Cevap B


7.Uzmanın sınava hazırlanmaları sürecinde ailelerin çocuklarını desteklemelerini sağlayıcı etkinliği müşavirlik hizmetidir. Yapılan etkinlikte öğrencilere ders çalışma ve sınava hazırlanmayla ilgili bilgi ve beceriler kazandırılmakla birlikte ailelerine de çocuklarını doğru bir şekilde desteklemelerini sağlayıcı bilgi ve beceriler kazandırılması amaçlanmıştır. Ailelere verilen bu hizmet müşavirliktir. Bu sorunun çeldiricisi olarak çevreyle ilişkilerdir. Çevreyle ilişkiler daha genel bir hizmet olup aile dışındaki kurum ve kişileri de kapsamaktadır. Bu hizmetteki temel amaç öğrencinin gelişiminde çevresel kaynakları harekete geçirmek ve desteklerini sağlamaktır.


Cevap C


8. Hacer Öğretmen’in yapılan çalışmalardan sonra öğrencilerinde ve ailelerinde davranış değişikliği olup olmadığını anlamak amacıyla yürüttüğü görüşme ve ev ziyaretleri izleme hizmetine örnek oluşturur. Hacer Öğretmen bu şekilde sağlamış olduğu hizmetin yarattığı sonuç ve etkileri izlemeyi amaçlamaktadır.


Cevap E


9. Olay tümüyle düşünüldüğünde ve kusurlu bulunduğu da dikkate alındığında rehber öğretmenin rehberliğin gizlilik ilkesini doğru yorumlamadığı söylenebilir. Gizlilik ilkesi öğrenciyle ilgili ve bilinmesi öğrenci zararına olabilecek sonuçlar yaratabilecek özel bilgilerin öğrencinin izni olmadan üçüncü kişilerle paylaşılmaması anlamına gelir. Ancak rehberliğin aynı zaman da bireye ve topluma karşı sorumluluk ilkeleri de vardır. Bu ilke hem bireyin hem de toplumun zarara uğramaması anlamına gelir. Bununla birlikte gerek sağlık, gerek eğitim, gerekse hukuki açılardan öğrencinin veya toplumun zarar görebileceği durumlarda gizlilik arz ettiği düşünülen bilgi ve durumlar özellikle öğrenci bilgilendirilerek uygun olan kişi veya kurumlarla paylaşılabilir. Bu örnekte de öğrenciye yönelik ve ona arkadaşlarınca verilen zarar rehber öğretmen tarafından okul idaresi ile paylaşılıp emniyet güçlerine iletilmeliydi. Böylece gerekli önleyici tedbirler alınır ve hem öğrencinin hem de zorbalık davranışı sergileyen diğer öğrencilerin daha ciddi sorunlar yaşamalarının önüne geçilmiş olunurdu.


Cevap D


10. Öğrenciyle görüştükten sonra rehber öğretmenin 56. soruda yapılan açıklamalar ve belirtilen gerekçeler doğrultusunda durumu okul yönetimine bildirip emniyetin durumdan haberdar olmasını sağlaması daha uygun olurdu.

Cevap C


11. Okulun açıldığı ve hemen hemen tüm birinci sınıf öğrencilerinin farklı çevrelerden geldiği bir okulda öğrencilerin ikili üçlü arkadaşlıklar kurulduğunun, aralarında yeterince kaynaşmanın olmadığının ve tüm öğrencilerin de bu durumdan şikayetçi olduklarının görüldüğü durumda rehberlik servisince yapılabilecek en uygun yaklaşım öğrencilere yönelik çeşitli sosyal etkinlikler düzenlenmesidir. Burada sonuca götürecek ipuçları şunlardır: Öncelikle tüm öğrenciler okula yeni gelmiştir ve birbirlerini tanımamaktadırlar. İkincisi okul yeni açılmıştır. Üçüncüsü ikili üçlü arkadaşlıklar kurulabilmekte ve hatta yapılan anketten tüm öğrencilerin genel olarak kaynaşma arzusu taşıdığı görülmektedir. Bu durumda en doğru yaklaşım tüm öğrencilerin birbirlerini tanıyıp kaynaşabilecekleri sosyal ortamlar oluşturmaktır. Bu nedenle rehberlik servisinin öncelikle sosyal etkinlikler düzenlenmesine yönelik bir çaba içerisine girmesi daha uygun olacaktır.

Cevap B


12. Öğrencinin günlüğünde yer alan satırlar insancıl kuramdaki yaşantılara açık olma kavramına vurgu yapmaktadır. Yaşantılara açık olma bireyin kendisini doğru değerlendirebilmesi, kendisini olumlu ya da olumsuz olarak etkileyen içsel ya da dışsal etkenlerin ve oluşturduğu duygu ve düşüncelerin farkında olabilmesidir. Yaşantılara açıklık kendini gerçekleştiren bireyin özelliklerinden birisidir. Varoluşsal hayat sürme anını yaşayabilmek, şimdi ve buradaya odaklanmaktır. Geçmişte takılıp kalmamak geleceğe dönük olmakla birlikte gelecek için şimdiyi feda etmemektir. Özyeterlik algısı bireyin bir işi başarabilme ya da başaramama konusunda kendi gücünü nasıl gördüğü ve değerlendirdiğidir. Empati kendini karşıdakinin yerine koyabilmesi onun gözüyle görebilmesidir. Demokratik karakter yapısı farklılıklara, farklı düşünce ve bakış açılarına saygılı olabilmesi ve herkesin kendi seçimini kendisinin yapabileceğine inanılmasıdır.


Cevap B


13. Mesleki seçimlerine yardımcı olması için kendisine başvuran öğrencisiyle yaptığı görüşmede: bazı mesleki seçimlerinin uygun olmadığını, düşündüğü mesleklerin giderek popülaritesini kaybedeceğini, o meslekler yerine kendisinin önerdiği meslekleri seçmesinin daha uygun olacağını söyleyen bir rehber öğretmen rehberliğin özerklik ilkesine aykırı davranmış olur. Özerklik bireyin kendi seçimlerini kendisinin yapabileceğine inanmak ve bu konuda bireye bağımsızlık ve yeterlik kazandırmaktır. Yani bireye balık vermek yerine balık tutmasını öğretmektir Gönüllülük sunulan hizmetlerden kendi rızasıyla yararlanması gerektiğine inanmak, kimseyi bu hizmet ya da etkinliklere katılmaya zorlamamaktır. Gizlilik bireyin özel yaşamıyla ilgili mahrem konuların onun izni olmadan başkalarıyla paylaşılmamasıdır. Profesyonellik rehberlik hizmetini bu konuda yetişmiş insanlar tarafından verilmesi ve rastgele bir hizmet olarak değil planlı programlı bir hizmet olarak sunulmasıdır. Topluma karşı sorumluluk rehberlik hizmetleriyle toplumun da beklentilerinin karşılanmasıdır.


Cevap A


14. Eğitim ve kültür kavramları arasında birbirini tamamlayan, birbiriyle karşılıklı koşul ilişkisi ile bağımlı olan bir anlam yakınlaşması, belirgin şekilde ortaya çıkmaktadır. Kültür, eğitimin tüm içeriğini kendisinde toplamakta, insanın tüm ürettikleri genel olarak kültür kavramı içerisinde düşünülmektedir. İnsan bilincinin bütün ürünlerinin toplamı kültürü oluşturmaktadır. Eğitimin amacı, insanları kültürün amaçları doğrultusunda değiştirmektir. Her kültür oluşumunda veya kültürlenme sürecinde eğitim, temel etken konumundadır. Kültürlerin aşılanması, oluşturulması ve kuşaktan kuşağa aktarılması gibi temel işlevlerin eğitimden yararlanılmaksızın gerçekleştirilmesi mümkün gözükmemektedir. Bu açıklamalar ışığında seçenekleri incelediğimizde:
A) Eğitim, kültürün aktarılmasında önemli bir araçtır. (Doğru)
B) Eğitim, toplumun kültürünü etkileyen ve kültüründen etkilenen bir yapıya sahiptir. (Doğru)
C) Eğitim, görevini yerine getirirken kültürel olanaklardan yararlanır. (Doğru)
D) Eğitim, kültürel yapıya değerler kazandırır ifadesi yanlıştır çünkü eğitim, kültürel değerlerin izlerini taşır (Yanlış)
E) Eğitim, kültüre göre gelişmeye karşı daha az direnç gösterir. (Doğru)


15. İkinci soru tarzı Program geliştirme alanında hemen her yıl çıkan bir konu ile ilgilidir. Eğitim Felsefesi akımlarından Daimicilik ve Esasicilik geleneksel formda, İlerlemecilik ve Yeniden kurmacılık ise öğrenci merkezli bir formdadır. Bu akımları bir hatırlayalım;
(Fatih Beyin Görüşü)
Daimicilik: Bu görüşü savunanlar eğitimin evrensel nitelikteki belli gerçeklere göre şekillendirilmesi üzerinde dururlar. Bunlara göre insanın doğası ve ahlaki ilkeleri değişmez. İnsanların bu değişmez gerçeklere göre yetiştirilmesi gerekir. Eğitim; sağlam ve karakterli insan yetiştirmelidir. Daimicilik görüşünün temel ilkeleri şunlardır;
• Değişmeyen evrensel bir eğitim verilmelidir.
• Entelektüel eğitim yapılmalıdır.
• Daimiciler eğitimi, hayata hazırlık olarak nitelendirirken; öğrencinin kültürel mirası ve değerleri benimsemesi, bu surette değerlerin farkında olunmasının sağlanması ve onların gelişimine katkıda bulunması olarak yorumlanmaktadır. Okulun temel işlevi kültürü etkili bir biçimde yeni kuşaklara aktarmaktır.
• Çocuklara ve gençlere dünyanın hem manevi hem de maddi gerçeklerini tanıtacak bilgiler verilmelidir.
• Evrensel nitelikteki (Edebiyat tarihi, Felsefe tarihi, Dini dersler) eserler okutulmalıdır.
Esasicilik: Esasiciler daha çok programların “konu alanı” üzerinde dururlar. Öğretmen otoritesinin sınıfta yeniden yerine oturtulmasını savunurlar. Bu görüşün dayandığı temel ilkeler şunlardır;
• Öğrenmenin doğasında çok sıkı çalışma ve çoğu zaman zorlama vardır.
• Eğitim ve öğretimde girişim öğrenciden çok öğretimde olmalıdır.
• Eğitim sürecinin özünü; konu alanının çok iyi özümlenmesi oluşturur.
• Geleneksel öğretim yöntemleri (soyut düşünme ve ezber) kullanılmalıdır.
• Esasicilikte bireylerin zihinsel gelişimlerine yardımcı olmak ve yetenekli kişileri eğitmek temel amaçtır.
İlerlemecilik pragmatik felsefenin eğitime uygulanışıdır. İlerlemecilikte eğitimin amacı, demokratik ve sosyal yaşamı geliştirmektedir. İlerlemeciliğin kapsadığı belli başlı ilkeler şunlardır;
• Eğitim, aktif ve çocuğun ilgilerine göre olmalıdır.
• Öğretimde problem çözme yöntemi esas alınmalıdır.
• Okul yaşama hazırlık olmaktan çok yaşamın kendisi olmalıdır.
• Öğretmenin görevi yönetmek değil, rehberlik etmek olmalıdır.
• Okul öğrencileri yarıştırmaktan çok işbirliğine özendirmeli ve yöneltmelidir.
• Demokratik eğitim ortamı geliştirilmelidir.
• Üst düzey zihinsel beceriler (uygulama, değerlendirme, problem çözme) geliştirilir.
Yeniden Kurmacılık: Bu akımdaki temel görüşe göre eğitimin temel amacı; toplumu yeniden düzenlemek ve toplumda gerçek demokrasiyi yerleştirmek olarak kabul edilmektedir. Bu görüşe göre eğitim; açık seçik bir sosyal reform hareketi geliştirmede önemli araçlardan biridir.
Yeniden Kurmacılığın kapsadığı belli başlı ilkeler şunlardır;
Eğitim; yeni bir toplumsal düzen yaratmaya girişmelidir.
• Bu akıma göre toplumsal değişmede temel sorumluluk okuldadır.
• Toplumsal değişimde esas güç öğretmenlerdedir.
• Yeniden kurmacılıkta öğretmen değişim ve reformun temsilcisidir.
• Öğretmen öğrencilerin problemlerin farkına varmalarına yardımcı olur.
(Eren Beyin Görüşü)
Bu açıklamalar ışığında Fatih bey Daimicilik, Eren bey de Yeniden Kurmacılık eğitim felsefelerinden etkilenmişlerdir.

Cevap B


16. Bu sorunun cevabı örtük programdır. Örtük program kavramı literatürde 1968’den beri yer almaktadır. Amerikalı Jackson tarafından 1968’de ilk kez tartışmaya açılmıştır. Okulların açık olmayan; ancak öğrenciler okulda resmi programın yanı sıra, açıkça yazılı ve belirli olmayan bir program sonucu oluşan öğrenmelere de sahip olmaktadırlar. Kimi zaman resmi programdan daha etkili olabilen bu programa örtük program (gizli müfredat) adı verilmektedir. Programların örtük özellikleri doğrudan amaçlanmayan ancak öğrenme ortamlarında, okulda ve sınıfta yaşamla, etkileşimle, yaşanan kültürle ortaya çıkan mesajları, öncelikleri, bilgileri, değerleri ve kısaca yaşam tarzlarını içermektedir. Örtük program, okuldan okula ve öğretmenden öğretmene farklılık gösterebilmektedir. Eğer başarılı olmak istiyorlarsa öğrenciler, okulun ve öğretmenlerin örtük programlarını öğrenmek ve bunlara uygun davranmak durumundadırlar. Soruda B seçeneği kuvvetli bir çeldiricidir. Bilinmesi gereken öğretmenlerin genelde yaptıkları uygulamalar örtük programdan etkilenen okulun psikolojik havasından ve iklimden kaynaklanan uygulamalardır. Yani öğretmenleri bu uygulamalara iten okulun örtük programıdır.


Cevap A


17. Nur Hanım’ın katıldığı halk eğitim çalışması yaygın eğitim bağlamında ele alınır.
Yaygın eğitim: Örgün eğitimin yanında veya dışında düzenlenen formal eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsar. Yaygın eğitimde belli bir yaş sınırı yoktur. Her yaş grubu için (çocuk, genç, yetişkin v.b.) yaygın eğitim faaliyetleri düzenlenebilir. Yaygın eğitim bağlamında halk eğitim çalışmaları yapılır. Diğer seçeneklere bakıldığında Nur Hanım’ın öğretmen olmasından dolayı hizmet içi eğitime gidebileceği düşünülebilir ancak hizmet içi eğitim, kişilerin hizmetteki verim ve etkinliklerinin arttırılmasını, gelişmeye yol açan bilgi, beceri ve tutumların zenginleştirilmesini amaç edinen ve kurumların genel çalışma düzenini sürekli olarak etkileyen eğitimdir.


Cevap E

18. Program geliştirme süreci ekip çalışması, işbirliği gerektirir. Bu süreçte Program karar ve koordinasyon kurulu en üst kuruldur ve süreci planlar yönlendirir ana hatlarını çizer program değerlendirme sürecinde karar vericidir. Kurulun temel işlevi, hangi alanlarda program geliştirme çalışmaları yapılacağına karar vermek, ülkede başat olan eğitim felsefesinin bu programlara yansıtılmasını sağlamak, hazırlanan programları kabul ya da değiştirmede karar organı olarak görev yapmak ve tüm program geliştirme çalışmalarında koordinasyonu sağlamaktır. Program çalışma kurulu programı hazırlama ve düzenleme kuruludur. Programın hazırlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi aşamalarında sürekli görev yapacak bir komisyondur. Bu grubun; programı geliştirecek alanının uzmanları ve öğretmenleri ile eğitimcilerden oluşması gerekli görülmektedir. Bu gruba, tam zamanlı çalışma grubu da diyebiliriz. Bu açıklamalar bağlamında Program geliştirme uzmanı ve Konu alanı uzmanı gerekli hal ve durumlarda aynı zamanda karar ve koordinasyon kurulunda bulunabilirler.


Cevap B


19. Eğitimde program geliştirme sürecinde deneme uygulamalarının (pilot uygulama) ve bu uygulamadan elde edilen dönütlerin önemli bir yeri vardır. Çünkü bu uygulamalar sırasında programın işlevselliğinde ve işlerliğinde etkili olan olumsuz etmenler belirlenir ve program taslağında bunları giderici önlemler alınır. Deneme uygulamalarında, bilimsel yaklaşımlarla programla ilgili tüm ilgililerin görüş ve önerilerinin alınması zorunludur. Deneme amaçlı uygulanan bir programın değerlendirilmesi çalışmalarının, daha sağlıklı ve daha gerçekçi veriler elde etmek için, program tasarısını hazırlayan kurumlardan çok bağımsız kurumlar tarafından yapılması da bir başka uygulamadır. Öte yandan deneme uygulamasının yapıldığı örneklem kümesinin tüm evreni temsil edecek nitelikte olması da önemli bir koşuldur.

Cevap C

20. İçerikte çeşitli düzenleme yaklaşımları kullanılmaktadır. Soruda verilen yaklaşımları bir hatırlayalım;
Doğrusal yaklaşım; Birbiri ile ardışık sıralı, yakın ilişkili ve zorunlu ya da ön koşul öğrenmelerin ağırlıklı olduğu konuların düzenlenmesinde doğrusal programlama yaklaşımı kullanılır. Özellikle aşamalık özelliği taşıyan dersler için kullanılır.
Sarmal yaklaşım Doğrusal programlama anlayışına göre daha esnek olan bu yaklaşımda, içerik doğrusal bir sıra izlemez. Eski konular yeri geldikçe ve gerektikçe tekrar edilir. Konuların kendi içinde ve birbiriyle ardışık ilişkinin bulunduğu bu yaklaşım Türkçe, Matematik ve İngilizce gibi derslerin öğretiminde kullanılır.
Modüler yaklaşım: Öğrenme konuları üniteler şeklinde modüllere (öbeklere) ayrılır. Öğrenme üniteleri aşamalı olup olmadığına bakılmadan anlamlı parçalara ayrılarak düzenlenir. Bu modüllerin birbirleriyle ilişkili olması zorunlu değildir. Konuların sıralaması esnektir. Sorgulama yaklaşım: İçerik düzenlenmesi öğrencilerin sorularına göre oluşturulur. Bu yaklaşım öğrencilerin sorularına ve gereksinimlerine yanıt verme gerekliliğini benimseyen felsefi görüşe göre temellendirilir. Özellikle ilkokul düzeyinde öğrenci soruları çok değerli bir öğrenme yaşantısı oluşturabilir. Eğitim düzeyi yükseldikçe; daha sınırlı ve özel uzmanlık alanlarına ilişkin sorulara göre programların içerikleri düzenlenir.
Çekirdek yaklaşım: Bu yaklaşımda ortak, her öğrenci için zorunlu konular programın çekirdeğini oluşturur. Çekirdek konular ilk öğrenilecek konular olarak planlanır. Bu çekirdek program etrafında her öğrenci ilgi duyduğu alanlarda ders alabilir. Bu dersler seçmelidir ve zorunlu dersler dışında kalan derslerdir. Zorunlu içerik etrafında bu içerikle yakın ilişkili ilgi ve yeteneklere göre seçimlik dersler temellidir. Seçmeli seçeneklerle birden fazla alanda uzmanlaşma sağlayan içerik yapısıdır.
Bu açıklamalar ışığında Hayat Bilgisi dersinin doğrusal bir yapıda olduğu görülmektedir.


Cevap B

 


Etiketler : kpss eğitim bilimleri deneme soruları - 3 cevapları

KPSS Eğitim Bilimleri

Facebook Yorumlar