Hoşgeldiniz Sayın Ziyaretçi; ÜYE OLUN ya da üye iseniz GİRİŞ YAPIN.
biz-sizi-arayalim
biz-sizi-arayalim
KPSS Eğitim Seti
Okul öncesi eğitim vatandaşın cebini yaktı
Okul öncesi eğitim vatandaşın cebini yaktı
Aday öğretmenler il tercihi yapacaklar
Aday öğretmenler il tercihi yapacaklar
Maliye Bakanlığı 25 uzman yardımcısı alacak
Maliye Bakanlığı 25 uzman yardımcısı alacak
2015 ODTÜ Akademik Parsonel Alımı
2015 ODTÜ Akademik Parsonel Alımı

kpss-egitim-setleri
KPSS PRATİK BİLGİLER
KPSS Rehberlik
KPSS Genel Yetenek
KPSS Genel Kültür
KPSS Eğitim Bilimleri
KPSS A Alan Bilgisi
KPSS Deneme Sınavları
KPSS Videolar
Kpss Eğitim Bilimleri Deneme Soruları - 1 Cevapları

reklam

Kpss Eğitim Bilimleri Deneme Soruları - 1 Cevapları


1.Grafikle gösterilen çalışmanın bağımlı değişkeni hata sayısı, bağımsız değişkeni ise deneme sınavı sayısıdır. Bağımlı değişken bir araştırmadaki sonuç değişkenidir. Bağımsız değişken ise sonuca etki eden yani araştırmacı tarafından kontrol edilen değişkendir. Bir araştırmada bağımsız değişkenler kontrol edilerek sonuca nasıl etki ettiği gözlenir. Grafikte öğrencilerin girdiği deneme sınavı sayısı arttıkça yaptıkları ortalama hata sayısının azaldığı görülmektedir. Birinci denemedeki hata sayısı 12 civarındayken bu hata sayısı 4. deneme sınavına gelindiğinde 8 hataya, 8. denemeye gelindiğinde ise 2 hataya kadar düşmüştür. Grafik değişkenler arasında negatif yönde bir ilişkiyi göstermektedir. Çünkü bağımsız değişken olan deneme sınavı sayısı arttıkça bağımlı değişken olan hata sayısı azalmaktadır. Bu şekilde bir değişken artarken diğeri azalan ilişkilere negatif ilişki denilmektedir. Grafiğe göre “Öğrencilerin girdikleri deneme sınavı sayısıyla yaptıkları ortalama hata sayısı arasında pozitif yönde bir ilişki vardır.” denilemez. Pozitif yönde bir ilişki var denilebilmesi için etki değişkeni artarken sonuç değişkenin de artış göstermesi gerekmektedir. Grafik incelendiğinde öğrencilerin ortalama hata sayısının 4. deneme sınavından sonra bir miktar artış gösterdiği görülmektedir. Çünkü 4. deneme sınavında yapılan hata sayısı 8 iken 5. ve 6. denemede hata sayısı artarak 6. denemede 9 hataya kadar çıkmaktadır.


Cevap D


2.Tek yumurta ikizleri tek dölütten geliştiği için tüm kalıtımları, bu nedenle cinsiyetleri de aynı olur. Çünkü her türlü genetik yapıları aynı kromozomlarla belirlenmiştir. Bu nedenle cinsiyetlerini belirleyen kromozomlar da aynıdır ve doğal olarak aynı cinsiyete sahip olacaklardır. Tek yumurta ikizleri genetik olarak tamamen aynı özellikleri taşıdıkları için özellikleri arasındaki farkın tek nedeni çevresel olacak ve aralarındaki farklılık çevresel etkenler arasındaki farklılıktan kaynaklanacaktır. Çift yumurta ikizleri aynı zamanda oluşan iki farklı dölütten oluşmaktadır, bu nedenle farklı zamanlarda doğmuş olan kardeşlerinden daha fazla birbirlerine benzemezler. Çünkü çift yumurta ikizlerinin taşıdıkları genetik özellikler farklı kromozomlar tarafından belirlenmektedir. Dolayısıyla bu ikizlerin benzerlikleri kendilerinden önce veya sonra doğan ikizlerden daha fazla olamaz. Çift yumurta ikizlerinin büyütüldükleri çevre tamamen aynı olursa ikizler arasındaki herhangi bir farkın nedeni kalıtımsaldır. Her şeyi benzer olan bir çevrede yetişen çift yumurta ikizi iki kardeşi etkileyen çevresel her şey aynı olduğu taktirde farklılığın tek nedeni kalıtım olabilir. ‘Tek yumurta ikizleri farklı çevrelerde yetişse bile kalıtsal kökenleri aynı olduğundan ilgi, tercih ve dünya görüşleri gibi özellikleri arasında bir fark olmaz.” denilemez. Çünkü ilgi, tercih ve dünya görüşü gibi özellikler yaşantıyla yani çevreyle etkileşim sonucu elde edilen özelliklerdir. Kalıtsal köken tamamen aynı olsa bile bu tür özellikler kalıtımla aktarılmadığı için tek yumurta ikizlerin de bile aynı olamaz.


Cevap E


3.Araştırmanın bağımlı değişkeni yavru kedilerin tek davranışta anne memesini yakalamada sağladıkları isabettir. Bağımsız yani bu durumu etkileyen ya da araştırmacı tarafından kontrol edilen tek faktör ise zamandır. Bu da bize yavru kedilerin sağladıkları isabetteki değişmenin tek nedeninin zaman içinde kendiliğinden oluşan gelişme olduğunu göstermektedir. Kendiliğinden oluşan gelişme ise olgunlaşma olarak tanımlanmaktadır. Deneyim geçirilen yaşantı ve tekrarlardır. İsabetteki artışın nedeni deneyim denilemez çünkü görüldüğü gibi 2. ve 3. gruptaki yavruların isabet oranı artmakla birlikte öncesinde geçirdikleri hiçbir deneyim bulunmamaktadır. Neden olarak çevre de gösterilemez çünkü çevre de deneyim ve yaşantı anlamına gelmektedir. Güdülenme isteklilik hali anlamına gelmektedir. Tarihsel zaman ise içinde yaşanılan zamanın o dönemdeki tüm kuşağı etkileyen yaşam olayları anlamına gelmektedir.

Cevap B


4.Araştırmanın devamında yavru kedilerin yetişkin olduktan sonra diğer kedilerden uzak durdukları, karşı cinsle ilişki kurmada ilgisiz davrandıkları bilgisi bu yavrularda kayıtsız bağlanma oluştuğunu göstermektedir. Yani diğerlerini önemsememekte yakın ilişkinin önemini reddetmekte yakın ilişkilerden uzak durmaktadırlar. Bu tür bağlanma tarzına kayıtsız bağlanma adı verilir. Saplantılı bağlanma ise kendi ayakları üzerinde duramayan, başkası olmadığında kendisinin olamayacağı veya tek başına yaşamını sürdüremeyeceği tarzındaki bir bağlanmadır. Bu bağlanma tarzına sahip olanlar asla kendilerine güvenmezler ve ancak güvenilir bir varlıkla birlikte yaşamlarını sürdürebileceklerini düşünürler. Korkulu bağlanma tarzına sahip olanlar ise hem kendilerini hem de çevrelerini güvenilmez ve olumsuz görürler. Bu nedenle de yakın ilişkilere girmekten korkarlar. Eğer bağlanırlarsa terk edileceklerinden ve kendilerinin yalnız başına kalamayacaklarından korkarlar. Bu çocukluktaki ikircikli bağlanmaya denk gelir yani ikircikli bağlanmanın bir sonucudur. Güvenli bağlanma hem kendisini hem de diğerlerini olumlu görmek hem kendine hem de başkasına güven duymaktır. Bu tür bağlanma tarzına sahip olanlar hem yakın ilişkilere girebilirler hem de yalnız kalabilirler, anne geldiğinde de mutlu bir şekilde onunla ilişkisini sürdürebilirler çünkü terk edilme kaygısı yaşamazlar. C ^
Yapılan araştırmada gözleri üzerine ışık geçiren fakat görmeyi engelleyen yarı şeffaf camlar konarak yetiştirilen yeni doğmuş farelerin daha sonra şekilleri görmelerinde ve ayırt etmelerinde bozukluk yaşamalarının nedeni erken yaşlarda destekleyici yaşantıları geçirememeleri yani deneyim eksikliğidir. Yeni doğmuş fareler çevresel uyarıcıların en etkili olacağı zaman aralığında yeterince deneyim yaşayamadıkları için hiçbir organik problem olmamasına rağmen sahip oldukları yetiyi geliştirememişler ve bu nedenle de şekilleri ayırt etmede sorun yaşamışlardır. Türe özgü hazıroluş doğuştan sahip olunan biyolojik donanım anlamına gelmektedir. Organizmada bu donanım bulunsa bile yeterli olgunlaşma ve yaşantı olmazsa sahip olunan gelişim sağlanamaz. Kalıtım genetik özellikler demektir. Olgunlaşma sahip olunan genetik yapının bir plan çerçevesinde zaman içinde kendiliğinden gelişmesidir. Büyüme ise organizmadaki hücre artışı boy ve kilo olarak artış demektir.


Cevap C


5.Ailenin ilk çocuğu olan 5 yaşındaki Ali sahip olduğu duygu ve dürtüleri doğrudan kardeşine yöneltememiş ve bu dürtülerini başka objelere yani oyuncaklara yönelterek benliğini korumaya çalışmıştır. Bu davranış örüntülerini barındıran savunma mekanizmasına yer yön değiştirme adı verilir. Yani olumsuz duygu asıl nesnesinden başka bir nesneye yöneltilmektedir. Oral dönem başarısızlığından söz edilemez çünkü parçada Ali’nin oral dönemine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Aynı zamanda sergilenen davranışlar oral döneme özgü saldırganlık davranışları özelliğini de taşımamaktadır. Kayıtsız bağlanmadan da söz edilemez. Parçada Ali’nin anne ve babaya karşı umursamaz ya da onları önemsemez davranışlar sergilediğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Aynı şekilde Ali’nin fallik döneme özgü bir sorun yaşadığını destekleyen bilgiler yoktur. Zaten Ali’nin davranışları mazoşistçe yani kendisine yönelik acı çektirmeye yönelik olmadığı gibi saldırgancadır. Oyuncaklara yönelik saldırganlık yüceltme savunma mekanizması olarak değerlendirilemez. Yüceltme sahip olunan özellik dürtü ve duyguların toplumsal açıdan kabul edilebilecek bir yolla sergilenmesi anlamına gelir.


Cevap E


6. Çocukların değişen güzergahı dikkate alamamaları ve olayı sadece ilk yarışmadaki sonuç doğrultusunda sadece ilk otomobilin ilk yarışı kazandığı için daha hızlı olduğu sonucuna vararak açıklamaları sezgisel düşünceye örnektir. Görüldüğü gibi çocuklar değişen koşulları dikkate alamamakta ve oluşan algıları doğrultusunda bir neden sonuç ilişkisi kurmaktadırlar. Sezgisel düşünce verilere dayalı bir neden sonuç ilişkisi kurmak yerine kendi sezgilerine dayanarak gerçekleştirilen bir akıl yürütme biçimidir. Özellikle de 47 yaş arası çocuklarda göz lenir. Yapaycılık da diğer bir nedensellik açıklama biçimidir. Doğal olayların doğal olmayan yol larla açıklanması demektir. Esnek düşünce sadece algılara, sonuçlara, görünene bağlı kalmamak şeklinde bir düşünce biçimidir. Ergenlik döneminde ortaya çıkar. Sembolik düşünce ise kişi, olay ve nesnelere istenilen anlamın yüklenmesidir. Dış dünyanın zihinsel tasarımlarının zihinde oluşturulması anlamına gelmektedir.


Cevap D


7.Parça incelendiğinde Özge’nin sorulan sorulara, “Ay biz doğduğumuz için doğdu.” “Biz büyüdüğümüz için büyüdü.” şeklinde tamamen nedenleri ayla ve kendisiyle ilişkilendirerek cevap verdiği görülmektedir. Bu tür açıklamalara özdeşleşme yoluyla açıklama adı verilir. Çünkü çocuk henüz mantıklı bir neden sonuç ilişkisi kuramamakta ve benmerkezciliğinin etkisiyle özdeşim kurarak açıklama getirmektedir. Olasılıklı düşünce bir olayın ya da problemin birçok çözüm yolu olabileceğini hesaplayan esnek bir düşüncedir. Tümdengelimsel düşünce genellemeden özele ya da bütünden parçaya ulaşabilen düşüncedir. Tümevarımsal düşünce örnekten bütüne ya da ilkeye ulaşabilen düşüncedir. Esnek düşünce ise tek bir duruma ya da görünene bağlı kalmadan akıl yürütebilmektir.


Cevap B

8.Gelişimsel özellikleri dikkate alındığında, anaokulu öğrencileri halen benmerkezci bir yapıdadırlar. İşbirliğini, birlikte planlama yapmayı ve hep birlikte bir sonuca ulaşacak şekilde organize olabilmeyi beceremezler. Aynı zamanda bu yaş çocuklarında benmerkezcilikleri nedeniyle henüz kural anlayışı ve kurala uyma davranışları gözlenemez. Bu nedenle de bu yaş çocuklarının arkadaşlarının kurallarına hiç aldırış etmeden, herkesin kendi tarzına göre oynadıklarını gözlemek beklenir.
Parçadaki açıklamalar dikkate alındığında, Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre, Ege’nin özerkliğe karşı utanç ve kuşku evresinin gelişim krizini yaşamakta olduğu söylenebilir. Çünkü Ege; artık iyice kendini yeterli hissetmekte, engellerle ve zorluklarla dolu bir dünyada kendi yolunu kendisinin bulabileceğini düşünmekte, çevresindeki her şeyi etkilemeye ve keşfetmeye çalışmakta, ayakkabısını kimse karışmadan kendisi giymeye, yemeğini kendi başına yemeye çalışmaktadır. Bu çabalarıyla özerklik duygusunu edinme mücadelesi vermektedir. Eğer anne ve babasının aşırı koruyucu davranışları söz konusu olursa kendisinden kuşku duyacak ve utanç duygularına sahip olacaktır.


Cevap A


9. Meltem’in konuşması incelendiğinde öğretmenini ve arkadaşını onlar üzerinde yarattığı etkiyi hiç önemsemeden kendi kendisine taklit ettiği görülmektedir. Bu tarzdaki dil gelişim özelliğine tekrarlama (yineleme) denilmektedir. Tekrarlama benmerkezci bir konuşma tarzıdır. Çocuk konuşmaya başladığı ilk zamanlarda duyduğu her sözcüğü yineler. Hatta sadece sözcükleri değil, ses ve heceleri de taklit etmekten zevk alır. Monolog üç yaşından önceki dönemde çocuğun kendi kendine konuşması aşamasıdır. Çocuk bu dönemde özellikle kendi kendine konuşmayı sever. Piaget buna "Monolog dönemi"' (kendi kendine konuşma) adını vermektedir. Monolog çocuğun eylemlerine eşlik eden bir konuşma biçimidir. İçsel konuşma, Vygotsky'ye göre konuşma gelişiminin son evresidir. İçsel konuşmayla birlikte düşünce sesten soyutlaştırılmaya ve bireyin kendi kendine düşünmesini sağlamaktadır. Aslında çocuktaki benmerkezci düşünceyle aynı işleve sahiptir. Sözel senkretizm dilde farklı görünen biçimbirimlerin (morfemlerin) anlam bakımından aynı işlevi görecek şekilde kullanılması demektir. Yanlış bağdaştırmaları içerir. Toplumsallaşmış konuşma iletişimin gerçek amacıdır. Bu konuşmayla çocuk çevresindeki diğer kişilerle karşılıklı alışveriş içerisindedir. Yani karşısındaki kişi ya da kişilerden isteklerde bulunur, gerektiğinde kızar, bağırır, ya da merak ettiği konularda bilgi alır. Piaget, dil gelişiminin bilişsel gelişime bağımlı olduğunu açıklamak için sosyalleşmiş konuşmayı örnek verir. Ona göre çocuğun sosyalleşmiş konuşma evresine belirli bir yaştan önce ulaşması olanaksızdır.


Cevap E


10.A, C, D ve E seçeneklerinde verilen davranışların tamamında bir yaşantı sonucu oluşma, kalıcı bir iz ve davranışta değişiklik vardır. Bu nedenle bu davranışların tamamının öğrenme sonucu oluştuğu söylenebilir. Ancak B seçeneğinde yer alan “Yeni yürümeye başlayan bir çocuğun düşerken kafasını bir yere çarpınca canının yandığı için ağlaması” öğrenme tanımında verilen özellikleri içermeyen bir davranıştır. Geçici özelliktedir. Etken olduğu sürece (acı olduğu) varlığını devam ettirmekte, acı ortadan kalkınca ortadan kalkmaktadır. Aynı zamanda çocuğun doğal bir uyarıcıya karşı verdiği doğal bir tepki olduğu için öğrenme denilemez.


Cevap B


11. Serap Öğretmen’in psikoloji derslerine girdikten sonra ikinci yarıyıl başka bir lisede sosyoloji derslerine girmeye başladıktan bir süre sonra kendi okulunda girdiği derste psikoloji alanında çalışmış olan kuramcıların adı yerine sosyoloji alanında çalışmış kuramcıların adını söylemeye başlaması geriye ket vurmadır. Ket vurma, bir öğrenmenin başka bir öğrenmeyi unutturması, bozmasıdır. Geriye ket vurma yeni öğrenmeler nedeniyle eski öğrenmeleri unutmak, geriye getirememektir. Yeni bilgilerin, eski bilgileri karıştırmasıdır. Örnekte de önce psikoloji derslerine giren Serap Öğretmen sonradan girdiği sosyoloji dersi nedeniyle psikoloji dersindeki kuramcıların adlarını hatırlamakta zorluk çekmektedir. Garcia etkisi olumsuz tat koşullanması anlamına gelmektedir. Ancak Garcia yaptığı çalışmalarla koşullanmada bitişikliğin önemli olmadığını aradan uzun zaman geçse de uyarıcılar arasında bağ kurulabildiğini göstermiştir. Öncelik etkisi öğrenme sürecinde önceden elde edilen öğrenmelerin daha iyi hatırlanması anlamına gelmektedir. Anlamsal çağrışım öğrenmeyi etkin kılmak için, öğrenilecek konunun daha önceki bilgilerle ilgili olmasıdır. Öğrenilenler arasında çağrışımlar oluşturulmasıdır. Eski öğrenilenlerin yeni öğrenilenleri güçleştirmesi, unutturmasına ileriye ket vurma denilir. Bu durumda önce öğrenilen bilgi, sonra öğrenilen bilgiyi engellemekte, yeni öğrenmeyi zorlaştırmaktadır.


Cevap E


12. Edimsel koşullanma ilkeleri dikkate alındığında Aylin’de düzenli ödev yapma davranışının istenilen şekilde gelişmemesinin nedeni pekiştirecin zamanında verilmemesidir. Çünkü baba kızına ödevlerini zamanında bitirirse onu hafta sonları gezmeye götüreceğini söylemektedir. Yani pekiştireç davranışı izlememektedir. Bu da davranışla pekiştireç arasındaki bağın istenilen şekilde oluşmamasına yol açmaktadır. Bir davranışın oluşmasını sağlamak için pekiştireç geciktirilmeden verilmelidir.


Cevap C


13. Edimsel koşullanma kuramına göre Selin’in küsme, yemek yememe, suratını asma gibi davranışlar sergilemesi tepki genellemesi; bu davranışlarının artışına yol açan etken ise olumlu pekiştirmedir. Selin istediği oyuncağın ağlayarak alınmasını sağlamış ve böylece istediğini elde ederek davranışı olumlu pekişmiştir. Selin’in benzer durumlarda istediği sonucu elde etmesini sağlayan benzer davranışlar sergilemesi de tepki genellemesidir. Karşı koşullanma istenmeyen davranışın karşıtı bir davranışın koşullandırmasıdır. Olumsuz pekiştirme organizmanın istendik davranışı sergileyerek kendisi için olumsuz bir durumu ortadan kaldırması ve bu sayede istenilen davranışın artarak devam etmesidir. Kademeli yaklaşma bir davranışın küçük tepki basamaklarına ayrılıp her adımda pekiştirilerek hedef davranışa adım adım yaklaş tırılması ve böylece istenilen davranışın biçimlendirilmesidir. Premack ilkesi pekiştireç olarak ödüllerin kullanılması yerine organizmanın yapmayı çok istediği bir davranışın pekiştireç olarak kullanılmasıdır. Alışma uyarıcının ortamda olsa bile organizma üzerinde eskisi gibi etki yaratamamasıdır. Ortamı değiştirme, ortamın uygun olarak düzenlenmesi sonucu istenmedik davranışın oluşmasının önüne geçmek ya da istendik davranışın oluşmasını sağlamaktır. Uyarıcı genellemesi organizmanın bir uyarıcıya koşullandıktan sonra aynı tepkinin koşullandığı uyarıcıların benzerlerine de verilmesidir. Onarıcı düzeltme organizmanın istendik davranışının mutlaka yaptırılmasının sağlanmasıdır.


Cevap D


15. Cenk Bey’in ehliyet ve aracına el konulduktan sonra alkol alacağı zamanlarda bir süre arabasıyla gitmemesi cezanın sonucudur. Cenk Bey’in alkollü olarak araç kullanması yani istenmeyen bir davranış sergilemesi ve bunun sonucunda araç ve ehliyetine el konulmasının anlamı cezadır. Ceza istenmeyen bir davranışın arkasından gelen ve organizma için istenmeyen sonuçlar yaratan uyarıcı ya da durumdur. Davranışın azalmasına ya da baskılanmasına yol açar. Ehliyet ve aracına el konulması Cenk Bey’in istenmeyen davranışını baskılamıştır. Bu sorunun doğru yanıtı olarak olumsuz pekiştirme düşünülebilir. Olumsuz pekiştirme istendik davranışın sergilenmesi sonucu istenmeyen bir durumun ortadan kaldırılması ve bu sayede istenen davranışın sürmesidir. Oysa bu örnekte istendik bir davranışın sürmesi ya da artışı değil, istenmeyen bir davranışın yani alkollü araç kullanılmanın azalması söz konusudur.


Cevap A


16. Cenk Bey’in ehliyet ve aracına el konulduktan sonra alkol alacağı zamanlarda bir süre taksiyle gitmeye başlaması kaçınma koşullanmasıdır. Kaçınma koşullanması bir korku ya da rahatsızlık yaratan uyarıcıya koşullanması sonucu buna yol açan o durum ya da uyarıcıdan uzak durması, karşı karşıya gelmemesidir. Cenk Bey de davranışının cezayla sonuçlanmasından dolayı bir süre koşullandığı uyarıcıdan uzak durmuştur. Batıl inanç koşullanma sırasında organizma tarafından ilgisiz bir uyaran ile ortaya çıkan sonuç arasında bağlantı kurulmasıdır. Batıl davranış ise gelişen bu öğrenmeye uygun davranmaktır. Üst düzey koşullanma ise bir uyarıcıya koşullandıktan sonra koşullu uyarıcının etkisinden yararlanarak nötr durumdaki yeni bir uyarıcıya da koşullanmadır. Tepkisel koşullanma daha önce tepki verilmeyen nötr durumdaki bir uyarıcıya koşulsuz uyarıcının etkisinden yararlanılarak tepki verilmesinin sağlanmasıdır. Sönme ise bir süre davranışın pekiştirilmeyerek koşullanmanın ortadan kaldırılmasıdır.


Cevap B


17. Cenk Bey’in tekrar alkollü araç kullandığında yan yola sapma davranışını kontrol eden polis arabasının yanıp sönen ışıkları ayırt edici uyarıcıdır. Ayırt edici uyarıcı edimsel bir davranışın ortaya çıkışını kontrol eden ve edimden önce gelen uyarıcıdır. Edimsel koşullanmaya özgü bir kavramdır. Örnekte Cenk Bey yan yola saparak edimsel bir davranış sergilemiştir. Bu davranışın ortaya çıkmasını da polis aracının ışıkları kontrol etmiştir. Koşullu uyarıcı tepkisel davranışın ortaya çıkmasını sağlayan başlangıçta nötr olduğu halde koşulsuz uyarıcıyla eşleşerek onun yarattığı etkiyi tek başına yaratabilen uyarıcıdır. Tepkisel koşullanmaya özgü bir kavramdır. Pekiştirici uyarıcı edimsel davranışın arkasından gelen ve bu koşullanmanın devamını sağlayan uyarıcıdır. Koşulsuz uyarıcı organizmadaki doğal tepkiyi hiçbir yaşantıya gerek olmadan ortaya çıkaran doğal uyarıcıdır. Koşulsuz uyarıcıyla koşulsuz tepki arasında doğal bir bağ bulunmaktadır. Koşullu tepki bir öğrenme yaşantısı sonucu oluşan ve organizmanın koşullu uyarıcıya verdiği tepkidir. Öğrenme sonucunda oluşur.


Cevap D


18. Cenk Bey’in alkol alacağı zamanlarda bir daha arabasını kullanmaması sönmedir. Sönme öğrenilmiş bir davranışın ortadan kalkmasıdır. Sönmede pekiştireç ortamda yoktur ve bunun sonucunda davranış ortadan kalkar. Alışmada ise uyarıcı ortamdadır. Ancak uyarıcının etki yaratma gücü azalmıştır.


Cevap E


19.Kohlberg’in kuramı açısından değerlendirildiğinde Cenk Bey’in polis ışıklarını gördükten sonra yan sola saparak evine gitmesi saf çıkarcı ahlaki gelişim evresine uygun bir davranıştır. Çünkü Cenk Bey bu davranışı cezaların artması ve ehliyetiyle aracını kaybetmemek düşüncesiyle yani kendini ve çıkarlarını düşünerek sergilemiştir. Davranışta bireysellik vardır. Bu özelliklere sahip bir davranış da saf çıkarcı evreye uygundur. Ceza ve itaat evresinde temel ölçüt otoriteden ve onun vereceği cezadan uzak durmaktır. İyi çocuk evresinde davranış takdir edilmek, onaylanmak, hoşa gitmek için yapılır. Kanun ve düzen evresinde kurallara uymak, düzeni korumak ya da bozmamak amacıyla davranış sergilenir. Dışsal kurallara bağlılık evresi ise Piaget’nin kuramının ilk evresidir. Bu evrede niyet dikkate alınamaz, tamamen sonuçlara göre bir değerlendirme söz konusudur.


Cevap B


20.Bilişsel öğrenme kuramlarına göre öğrenme malzemesinin anlamlı bütünler halinde düzenlenmesi, önceki öğrenmelerle yeni öğrenmeler arasında ilişkiler kurulması, öğrenilecek malzemede önemli yerlerin altının çizilmesi ve benzer kavramların gruplandırılarak öğretilmesi etkili öğrenmeyi destekleyen stratejilerdir. Çevresel uyarıcılarla organizmanın doğuştan sahip olduğu doğal tepkiler arasında bağ kurulması bilişselciliğe değil davranışçılığa özgü bir stratejidir.


Cevap C


Etiketler : kpss eğitim bilimleri deneme soruları - 1 cevapları

KPSS Lise

Facebook Yorumlar