Hoşgeldiniz Sayın Ziyaretçi; ÜYE OLUN ya da üye iseniz GİRİŞ YAPIN.
biz-sizi-arayalim
biz-sizi-arayalim
KPSS Eğitim Seti
Okul öncesi eğitim vatandaşın cebini yaktı
Okul öncesi eğitim vatandaşın cebini yaktı
Aday öğretmenler il tercihi yapacaklar
Aday öğretmenler il tercihi yapacaklar
Maliye Bakanlığı 25 uzman yardımcısı alacak
Maliye Bakanlığı 25 uzman yardımcısı alacak
2015 ODTÜ Akademik Parsonel Alımı
2015 ODTÜ Akademik Parsonel Alımı

kpss-egitim-setleri
KPSS PRATİK BİLGİLER
KPSS Rehberlik
KPSS Genel Yetenek
KPSS Genel Kültür
KPSS Eğitim Bilimleri
KPSS A Alan Bilgisi
KPSS Deneme Sınavları
KPSS Videolar
Hukuka Giriş

reklam

Hukuka Giriş


SOSYAL HAYATI DÜZENLEYEN KURALLAR
Toplumsal yaşamın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi ve düzenin sağlanabilmesi için toplumsal ilişkilerin birtakım kurallara ve yaptırımlara bağlanması gerekir. Toplum halinde yaşayan insanların, yerine getirmek zorunda oldukları ödevleri, kullanabilecekleri hakları ve yetkileri belirleyen kurallara "sosyal (toplumsal) düzen kuralları" denir.

AHLAK KURALLARI
Ahlak kuralları, insanların gerek kendilerine, gerekse diğer kişilere karşı ödevlerini gösteren ve düzenleyen davranış kurallarıdır. Her toplumun kendi özelliklerine göre, bir ahlak anlayışı olabileceği gibi, evrensel nitelikte olan ahlâk kuralları da vardır. Ahlak kuralları toplumdan topluma, bölgeden bölgeye göre farklılık gösterebilir. Bu kurallar zaman ve şartlara göre de değişebilir. Belirli bir dönemde "iyi" olarak görülen bir davranış tarzı, daha sonraları "kötü" olarak kabul edilebilir.

Toplum, ahlak kurallarına uymayanları sevmez, iyi görmez, dışlama yoluna gider. Toplumun bu şekildeki manevi baskısı, insanları ahlak kurallarına uygun hareket etmeye zorlar. Bu yüzden, ahlak kurallarının yaptırımı manevi niteliktedir. Ahlak kuralları maddi bir yaptırımdan yoksun olduğu için, sosyal ilişkilerin etkin biçimde düzenlenmesinde yetersiz kalmaktadırlar.

DİN KURALLARI
Din kuralları esas olarak insan ile Tanrı arasındaki ilişkileri düzenlemekle birlikte, insanla insanı, insanla toplum arasındaki ilişkileri de düzenler. Din kurallarının kaynağı esas olarak ilahidir. Bir dine ilişkin kurallar evrensel nitelik taşır, belirli bir ülke veya bölgeyle sınırlı tutulamaz. Din kurallarının yaptırımı manevidir.

GÖRGÜ KURALLARI
Görgü kuralları, aynı çevreye mensup kimseler tarafından uyulan ve kişilerin, birbirleriyle karşılaştıkları zaman takınmaları gereken davranış biçimlerini, konuşma, yemek yeme, oturma ve giyinme tarzlarını, tören vb. durumlarda nasıl hareket edeceklerini belirleyen kurallar bütünüdür. Görgü kurallarının kaynağı toplumun kendisidir. Muaşeret kuralları da denilen bu kuralların yaptırımı manevidir.

ÖRF VE ADET KURALLARI
Örf ve adet kuralları toplum içinde uyulması gerekli yargı mercilerinin hukuki bir değer verdikleri, tekrar edile edile toplum vicdanına yerleşmiş ve bu sebeple de uyulan davranış kuralları bütünüdür.



HUKUK KURALLARI

Hukuk kuralları, toplumsal hayatı düzenlemekte en etkili olan kurallar bütünüdür. Kaynağı ne olursa olsun, hukuk kurallarına uyulması zorunludur. Hukuk kurallarının yaptırımı maddidir.

HUKUK

Hukuk; toplumsal yaşam içinde kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen ve uyulması kamu (devlet) ile yaptırıma bağlanmış olan düzen kuralları topluluğudur.
 


Hukukun Özellikleri:
- Hukuk, toplum halinde yaşamanın zorunlu bir sonucudur.
- Hukuk dışa vurulmuş faaliyet ve ilişkileri düzenler.
- Hukuku oluşturan kurallar zorlayıcıdır.
- Hukuk kuralları soyut, genel, objektif ve süreklidir.



HUKUK KAVRAMLARI


POZİTİF HUKUK: Pozitif hukuk, belirli bir yerde ve belli bir dönemde yürürlükte bulunan hukuk kurallarını kapsar ve inceler. Pozitif hukuka "yürürlükteki hukuk" da denir. Yürürlükteki hukuk, yazılı (kanun, kanun hükmünde kararname, uluslararası antlaşmalar) ve yazısız (örf ve adet) hukuk kurallarını içerir.


MEVZU HUKUK: Bir ülkede yetkili bir organ tarafından konulmuş olan ve yürürlükte bulunan hukuk kurallarının sadece yazılı olan kısmına "mevzu hukuk" denir. Mevzuat olarak da anılmaktadır.


Not: "Konulmuş hukuk" anlamına gelen mevzu hukuk ile pozitif (müspet) hukuk arasındaki fark; pozitif hukuk, yazılı olsun olmasın yürürlükteki bütün kuralları ifade ettiği halde; mevzu hukuk sadece yazılı olan, yani "yetkili organ tarafından konulmuş bulunan" kuralları içine alır. Örf ve adet hukuku mevzu hukukun kapsamı dışındadır.


İDEAL HUKUK (DOĞAL HUKUK): Tabii hukuk adı da verilen ideal hukuk, pozitif hukukun yanında ve hatta onun üzerinde yer alan, pozitif hukukun oluşumunda ve gelişiminde yetkili mercilere yol gösteren, ulaşılması istenen, her zaman ve her yerde hâkim olması gereken evrensel nitelikli kurallar bütünüdür.


MİLLİ HUKUK: Milli hukuk kuralları, bir devlet ülkesinde yürürlükte olan ve vatandaşı, imkân olan hallerde ülke dışında da takip eden pozitif hukuk kurallarının tümüdür.


MİLLETLERARASI HUKUK: Devletlerarasındaki ikili veya çok taraflı anlaşmalar, milletler arası örgütler, askeri, siyasî, ekonomik vb. alanlardaki bütünleşme hareketleri milletlerarası hukukun konusunu oluşturmaktadır.


TARİHİ HUKUK: Yürürlükte olmayan, yürürlükten kalkmış olan hukuktur.


HUKUKTA YAPTIRIM VE YAPTIRIM TÜRLERi


Hukuk kuralları yaptırıma dayalıdır. Hukuk kuralına uyulması, kamu gücü tarafından sağlanır. Hukuk kurallarına aykırı davranılması halinde toplumun gösterdiği tepkiye yaptırım denir. Yaptırım, hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak ve zorlamak için hukuk kuralına konulan hükümdür. Yaptırımın maddi ve manevi olarak iki türü vardır. Din, ahlâk ve görgü kurallarının yaptırımı manevi nitelikte iken, hukuk kurallarının yaptırımı maddi niteliktedir.

Not: Hukuk kurallarını diğer sosyal düzen kurallarından ayıran en önemli unsur yaptırımın "maddi" oluşudur.

YAPTIRIM TÜRLERİ
Hukuk kurallarının yaptırımı genellikle o hukuk kuralını koymuş olan yetkili makam tarafından önceden belirtilmiştir. Bunların çeşitli türleri vardır.

a. Ceza: Suç karşılığında uygulanan yaptırımdır. Ceza kanununda hapis, ağır hapis, para cezası, süresiz hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına yer verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti hukuk sisteminde ölüm cezası yoktur.

b. Cebri İcra: Bir kimseyi, girdiği borç ilişkisini düzenleyen hukuk kuralının emrini yerine getirmeye zorlama biçiminde ortaya çıkan müeyyidedir.

c. Tazminat: Bazı hukuk kurallarına aykırı davranışların yaptırımı, bu davranışta bulunan kimsenin bundan zarar gören kimseye tazminat ödemesi şeklinde görülür. Tazminat maddi tazminat şeklinde olabileceği gibi, manevi tazminat biçiminde de olabilir.

d.Hükümsüzlük: Bir hukuki işlemin hukuk kuralının emrettiği şekilde yapılmaması veya kanuna aykırı olarak yapılması halinde hukuki işlemin hüküm ifade etmemesi, geçersiz sayılmasıdır. Hükümsüzlük kendi içerisinde üçe ayrılmaktadır.

Yokluk: Bir hukuki işlemin hiç doğmamış olması haline "yokluk" denir. Yokluk özel hukukta, bir hukuki işlemin kurucu unsurlarından birinin veya birkaçının bulunmadan yapılmış olması halinde söz konusu olur. Örneğin; resmi makamlar huzurunda yapılmamış bir evlilik yok hükmündedir.

Butlan: Bir hukuki işlemin hukukun emredici hükümlerine, genel ahlâk ve adaba veya geçerlik şartı olan şekil şartına uyulmadan yapılması sebebiyle uygulanan bir yaptırımdır.

Tek taraflı bağlamazlık: Yapılan bir sözleşmenin belli bir süre tarafından sadece birini bağlayıp diğerini bağlamaması şeklinde bir hükümsüzlük türüdür.


e. İptal: Hukuk kurallarına aykırı olarak yapılmış bir idari işlemin yargı organı kararıyla ortadan kaldırılmasıdır.


HUKUKUN KAYNAKLARI
Hukukun kaynakları kendi içinde asıl ve yardımcı olmak üzere ikiye ayrılır.


ASIL KAYNAKLAR


1. YAZILI KAYNAKLAR

Yazılı kaynaklar, devletin yetkili organları tarafından konulmuş olan bütün hukuk kurallarından oluşur.

Anayasa: Anayasa kuralları devletin temel organları (yasama, yürütme, yargı)nın kuruluşunu, işleyişini ve devlet karşısında vatandaşların temel hak ve hürriyetlerini düzenler.

Kanunlar: Hukukun yazılı kaynakları arasında Anayasa'dan sonra kanunlar gelir. Kanun, anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından yazılı bir şekilde ve bu ad altında tespit edilmiş bulunan genel, sürekli ve soyut hukuk kurallarından ibarettir.

Not: Meclise kanun teklif etmeye, Bakanlar Kurulu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri yetkilidirler.

Kanunlar anayasaya aykırı olamaz. Kanunların anayasaya aykırı olmaması esasının denetimi Anayasa Mahkemesi'nce yapılır.

Kanun Hükmünde Kararnameler: Kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir kanunla yetki vermesi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belli konuları düzenlemek amacıyla çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.

Not: Kanun hükmünde kararnameler, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girerler.

Tüzükler: Tüzükler, herhangi bir kanunun uygulanmasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştay'ın incelenmesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılırlar. Tüzüklerin iptali için açılan davalar Danıştay'da görülür.

Not: Tüzükler, cumhurbaşkanı tarafından imzalanırlar ve Resmi Gazete'de yayımlanırlar.

Yönetmelikler: Yönetmelikler başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır. Hangi yönetmeliklerin resmi gazetede yayınlanacağı yönetmeliğin tüm yurtta uygulanıp uygulanmayacağına göre göre değişir.

Not: Normlar Hiyerarşisi: Bir hukuk düzeninde mevcut olan, anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik gibi normlar, dağınık halde ve rastgele değil, alt alta, üst üste bulunur. Bu normların arasında "altlık  üstlük" ilişkisi vardır. Buna normlar hiyerarşisi denir.



2. YAZISIZ KAYNAK


Örf ve Adet Hukuku
Toplumda uzun süreden beri tekrarlanarak genel bir inanışı olan bazı örf ve adet davranışları, uygulandığında devlet gücü bulunan maddi yaptırıma kavuşursa, örf ve adet hukuku kuralı haline gelir. Yazılı hukuk kuralı olmadığı zaman hâkim tarafından örf ve adet hukuku kurallarına bakılır. Bu yüzden örf ve adet hukukuna "tali kaynak" denilmektedir.


Not: Her örf ve âdeti, bir örf ve adet hukuk kuralı olarak kabul etmek imkânsızdır.

Yani;
"Örf ve adet" değil
"Örf ve adet hukuku" yazısız kaynaktır.
Hukukun bazı bölümlerinde, örneğin ceza hukukunda örf ve adet hukukunun kaynak olması söz konusu değildir. Kanunla belirlenmemiş olan suç ve cezanın örf ve adetle ortaya konulmasına imkân yoktur. Buna karşılık, hukukun bazı bölümlerinde, örneğin medeni hukuk, ticaret hukuku ve devletler umumi hukukunda örf ve adet hukuku kuralları, yazılı kaynakların yanında tali kaynak olarak önemli rol oynamaktadır.

Not: Her örf ve adet kuralı, hukuk tarafından değer verilip yazılı hukuk kuralı gibi uygulanmaz.

YARDIMCI KAYNAKLAR

Yardımcı kaynaklardan biri bilimsel görüşler, diğeri ise yargısal kararlardır. Hâkim, önüne gelmiş olan bir anlaşmazlığı çözümlerken bu kaynaklara mutlaka başvurmak zorunda olmayıp dilerse bunlardan faydalanabilir; yani bu kaynaklar mecburi nitelikte kaynaklar değildir.

Bilimsel Görüşler: Bilimsel görüşler genellikle tartışmalı olan hukuki konularda hukuk bilginlerinin ileri sürmüş oldukları görüş, düşünce ve kanaatlerdir. Buna doktrin veya öğreti denilmektedir. Makaleler, monografi|er, sistematik eserler ve kitaplar bilimsel görüşlerin kaynaklarındandır.

Yargısal Kararlar: Yargısal kararlar, mahkemelerin vermiş oldukları kararlar da bir sorunun çözümlenmesinde yardımcı rol oynarlar.

HUKUKTA BOŞLUK MESELESİ


Medeni kanuna göre hâkim önüne gelen somut bir olayda meseleye yazılı hukuk kurallarında bir çözüm bulamazsa o konuyla ilgili örf ve adet hukuku olup olmadığına bakacaktır.

Kanun (Yasa) Boşluğu: Hâkimin önüne gelen somut bir olayda meseleye uygulayacağı yazılı bir hukuk kuralının olmamasına kanun boşluğu denir. Hâkim bu durumda yazısız hukuka (örf ve adet hukukuna) bakarak meseleyi çözecektir.

Hukuk Boşluğu: Hâkimin önüne gelen somut bir olayda meseleye uygulayacağı yazılı, yazısız bir hukuku kuralının olmamasına hukuk boşluğu denir. Hâkim bu durumda yasa koyucu gibi hukuk yaratarak meseleyi çözecektir. 


Etiketler : hukuka giriş

KPSS A

Facebook Yorumlar